Güzel Ülkemin Sesi Nasıl Da Cılız: Kırım Krizi

Rusya'nın doğalgaz boru hattı.

Ukrayna’daki gösterilerin ardından Rus yanlısı başbakanın ülkeden ayrılması ve aslında Rusya’ya kaçmasıyla birlikte, sokak göstericilerinin başa getirmek istedikleri batı yanlısı yeni karar vericiler Rusya’nın Kırım’ı fiilen işgal etmesi durumu ile karşı karşıya kaldılar. Ayrıca Donetsk gibi ülkenin doğu bölümündeki bazı şehirlerde Rus kökenli vatandaşlarının gösterileri, belki isyanları ile karşılaştılar. Ukrayna çaresiz durumda şu an.

AB ülkeleri, ABD ve haliyle NATO ayaklandı ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip kendini diğer ülkelerin üstünde gören birkaç ülkeden biri de Rusya olunca bu ayaklanma güçlü olmadı. Diplomatik çözüm yolları aranırken işgal altındaki Kırım Özerk parlamentosu Kırım’ın Rusya’ya katılması gerektiği ile ilgili bir karar aldı. Söz konusu olan referandum Mayıs ayında planlanırken önümüzdeki haftaya alındı. Ukrayna’da kriz büyürken, Kırım’daki krizi daha alevlenmeden Rusya’nın lehine sonuçlanmak üzere.

Rusya’nın bu agresif tavırlarını birkaç yıl önce Gürcistan’a düzenlediği saldırıdan hatırlıyoruz. Ülkemiz o savaşta bile sesini yükselten ya da diplomaside aktif rol alan bir ülke konumundaydı. Kırım krizinde ise resmen olayın dışındayız, halbuki yanıbaşımızda, Karadeniz’e kıyısı olan bir bölge. En çok da bizi ilgilendirmeli. Tarihi bağlarımız, orada asırlar önce toprağa verdiğimiz şehitlerimiz ve Rus zulmünden kaçan ya da soykırıma uğrayan akrabalarımız ise görünen o ki unutulmuş bile. Güzel ülkemin sesi cılız şu sıralar, Davos’ta gür bir “one minute”a bile hasretiz şu zamanlarda.

Rusya, Gürcistan’a girerken bile daha aktiftik uluslararası arenada. Hiç olmazsa medyadan takip edebiliyorduk. Kırım krizinde bizim ülkemiz dahil diğer ülkelerin etkisiz kalmasını birçok şeye bağlayabiliriz ama en çarpıcı olanını aşağıdaki grafikte görebiliriz sanırım. Rusya’nın doğalgaz kaynaklarından hangi oranda ülkelerin yararlandığını görebilirsiniz:rusyadoğalgaz

Ülkemizin elektrik üretiminde, ısınmada kullandığı doğalgazın sadece %53’ünü Rusya’dan alıyor bu grafiğe göre. Kalanını da İran, Azerbaycan’dan sağlıyor olabiliriz. Rusya’nın enerjide böylesine önemli bir kaynağa sahip ve tedarikçi konumda olması politik olarak elini güçlendirmekte. Dahası Kırım’ın işgal edilmesi gibi ekonomiyi olumsuz etkileyen olaylardan da doğalgaz, petrol birim fiyatlarının artmasıyla ekonomik olarak da kazanç elde etmekte. Kriz ne kadar tırmanırsa, politik olarak güçlü konumda olan Rusya devlet hazinesine de o kadar katkı sağlamış oluyor. Diğer taraftan da topraklarını genişletme başarısını gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde de Rusya’nın gaz tedarikçi şirketi Gazprom, Ukrayna’nın Şubat ayına dair doğalgaz borcunu ödeyemediğini ve bunun da gaz transitinde başka bir krizin çıkmasına sebep olacağı şeklinde açıklama yaptı. Dolayısıyla Rusya kolaylıkla doğalgazı bir politik enstrüman olarak kullanıyor ve bunun üzerinden ülkeleri gaz fiyatını yükseltmekle tehdit etme yoluna gidebiliyor gibi görünüyor.

ABD ve diğer ülkeler Rusya’ya ekonomik yaptırımlardan bahsediyor olabiliyorlar ama yukarıda gördüğünüz grafik, böyle bir yaptırım karşısında Dünya ekonomisine Rusya kaynaklı önemli bir istikrarsızlığa yol açabileceğinden Putin’in hiç de korkmadığını söyleyebiliyoruz. Çünkü herhangi bir istikrarsızlık Putin’in işine gelecek.

Ülkemizin (h)iç hesaplaşmalarla dolu gündemi dış hesaplaşmaları kaldıramadığı için sesimiz de çıkmıyor.

Gökhan Atmaca, MSc. twitter.com/kuarkatmaca

Kaynaklar:

  • http://energypolicyinfo.com/2014/03/crisis-in-ukraine-energy-resources/
  • http://energypolicyinfo.com/2014/03/crimean-crisis-bolsters-russian-energy-export-revenues/
  • http://www.ntvmsnbc.com/id/25503081/

Son söz;

“Eski dost düşman olunca isimli film aylardır vizyonda ilgiyle izlenirken yılın oscarı Kırım’ı Rusya işgal edince isimli yapıma gitmek üzere.”

Share

You may also like...

1 Response

  1. Erol Kethüda says:

    Bilime yatırım yapıp yeni enerji teknolojilerini geliştiseydik enerji sıkıntımız olmazdı. Bu sayede ülkenizi dış tehditlere karşı çok daha dayanıklı hale getirirsiniz. Ama ülkemizde maalesef bilim ile ilgisi olmayan yöneticiler olduğundan uluslararası ilişkilerde her zaman arka planda kalan Türkiye oluyor.

    Yöneticiye gerek var mı ? Hiç sanmıyorum. Niye bilgisi, tecrübesi kısıtlı ‘birilerini’ başa getirelim ? Niye bu ülkeyi hep beraber yönetmeyelim ? Her insanı içine alan bir sistem düşünün. Dünya işte buna doğru hızla gitmekte. Önemli olan ilk kimin ulaşacağı. Ben Türkiye’nin ilk olması için var gücümle çalışıyorum. Bakalım anlayabilen olacak mı ?

Leave a Reply