Mutluluk Nasıl da Dayanıksız!

İnsanlar olarak genel bir hâl içinde mutlu olmak konusunda pek de hünerli olduğumuz sayılamaz. Öyle ki Cemal Süreya bu durumu kısacık özetlemiş:

Mutluluk nasıl dayanıksız! | Cemal Süreya

Birisiyle mutlu olmak gerektiğini hissettiğinde sen ve bunun adına ister aşk koy, ister sevda. O vakit mutlu olamazsın. Ancak birisi seninle mutlu olduğunda, mutluluğunu artırabilirsin. Ve sen, sen zaten mutluydun.

Kişi yalnızken mutlu mudur? Mutluluk illa ki bir kişiyi daha mı gerektirir? Yahut, hatıraları mı?..

Mutlu olunur; insan bir gecekonduda kendi yalnızlığında yaşasa da, zor günler geçirse de, kaybettiği insanlar olsa da. Mutlu olmanın bir yolu vardır, kimi yollar iç dünyamıza aittir kimisi de herkes gibi nasıl mutlu olunuyorsa öyle!

Ancak karıştırmamak gerek ki, bir başkasının varlığıyla yaşanan mutluluk “mutlu olmak” gibi değildir. Daha kuvvetlidir, daha güzeldir, daha bağlayıcıdır. Bir insan bir insana mutlulukla bağlanır. O bağın adıdır. Mutlu olmak için bir insan bir insanla beraber bir hayatı yaşar sanrısı aslında bir insan bir insana mutlulukla bağlanır, onunla beraber yaşar gerçeği ile gözetilmelidir. Çünkü insanı, insana yakınlaştıran mutluluktur. Başka yerde aramamak gerek; yakınlıkta, beraberlikte, birlikte, bir bakışta, göz hizasında, gönül kapısından başka.

Mutluluğun o sebepten beklediğimiz sevgiliyle bir ilgisi var.

“Ne mutlu olmaya
Ne de mutsuz olmaya
Bir sebep arıyorum.
Çünkü her ikisine de yetecek bir sevdiğim var benim.”

Mutluluğu bir bağ olarak görme düşüncesi, iki sevgilinin iki kişinin mutsuzluğu o bağın koptuğu anlamına mı gelir? Kim bilir? İnsanı, insana yakınlaştıran mutluluk iken mutluluğun yerini mutsuzluğun alması o bağı koparabilir. Ancak çoğu kez öyle değil, ayrılıklar sadece mutluluk-mutsuzluk üzerine değildir. Yoksa mutsuzluğun üstesinden gelmekte ne var?

Shakespeare demiş,

“Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam; beklentiler daima yaralar.”

Charlie Brown ise mutlu olmaktan korkanlardan…

“Sanırım mutlu olmaya korkuyorum. Çünkü ne zaman çok mutlu olsam, bir şeyler hep ters gidiyor.”

Mutsuzluk, kronik bir hastalık gibidir. Mutsuzlar ise bir anlamda hastadırlar. Mutlu olmaktan korkmak bir nevi mutsuzlukla eş anlamlıdır. Mutsuz insanlardan uzak durun. Mutlu olmaktan korkanlardan da. Bir yere varamazsınız. Onlarla kuracağınız bağlar, genellikle tek taraflı olur. Sevginizden, neşenizden, hayallerinizden ve en sonunda mutluluğunuzdan faydalanırlar ama yine de mutsuzdurlar. Çünkü mutlu olmak için fedakarlıkta bulunmazlar. Sizin mutlu olmanız için de. Mutsuz olma koşullanma dürtüsünü iç dünyalarından kendileri çıkarmadıkça, faydası yoktur; aşkla, sevgiyle çırpınmanın, yaklaşmanın.

Bu yüzden, mutlulukla bağ kurabilmek mutlu olmayı isteyenlerin meselesidir. Mutlu olmayı istemek gerek, hayat kısa. Ancak hayat mutlu olmak istemekle, mutluluk üzerinden bir bağ kurmakla yani aşık olmakla, sevdana sahip çıkmakla bitmiyor. Bir başlangıçtır sadece, yaşanacaklar için.

Mutluluğun hüner gerektiren tarafı bence, belki de mutlu olmak isteyeni bulmaktadır.

Son söz;
“Mutsuzu mutlu etmenin bir yolu yoktur ama mutlu olmak isteyenin yanında olmak vardır.” Sahi, mutlu olmak neydi?

Gökhan Atmaca |18.01.13
/Şiir Misali Hayat
/twitter.com/kuarkatmaca

Share

You may also like...

Leave a Reply