Ey aşka heves eden, etme!

Epey bir süre önce bir kısmını hazırladığım bu şiiri bu gece bir sona kavuşturdum. Yorgun gönüllere tercüman olacaksa şu kelimeler, ne mutlu…

Veren de O, alan da O değil mi?
Ey adem, o zaman bu gurur, bu kibir ne diye?
Üstünlük kime, neye göre?
Ayırma ben, sen diye
Gelmedik mi hepten topraktan?
Yoksa ölmemeye çaren mi var?

Ey sevgiye muhtaç sen,
O seni sevdi diye küsülür mü hiç?
Sevmeyi bilmez misin?
Ağırdır;
Sırtında bir yük değil,
Kalbinde ince bir sızıdır…
Her kalbe değmemesi de
O ince sızıyı her erin gönlünde taşıyamamasındandır.
Bilinmez mi sevmek tek başına yetmez ince sızı düşmüş bir gönüle,
Deliliği de aceleciliği de hataya düşmeleri de
Aşk pazarında haykırışı da bundandır ya
Ne tasa edersin, ne küsersin o cana.

Ey aşık,
Bilmez misin gülün dikeni vardır,
Aşka düşenin katre katre imtihanı vardır.
Ne sandın bir baharda imtihanların üstesinden geleceğini mi?
Bu acelecilik, bu beklememezlik niye?
Bülbül olup goncanın gül olup açmasını bekleyecek sabrın yoksa
Ne diye aşk derdine düşersin?
O canana da yazık değil mi?

Ey aşkı arayan,
Bir özlemi hasretle bekleyen
Bir hasreti özlemle arayan
Yanmak için gönülden bir selam gerek
Yanılmayı da aldanmayı da
Göze almak gerek.
Yanıl, aldan ama aldatma
Sevin, sevindir ama kalp kırma
Bir gönülde yer edinmek de var
Bir de gönüle girip yıkmak da var
Yapma.
Kolayı yok,
Zoru da sev
Sade sev
Safça sev
Sabırla sev
O’nu beklediğin kadar;
Yine bekle.
Yoksa,
Yoksası yok işte…

Ey aşka heves eden
Etme.

Gökhan Atmaca
/ Şiir Misali Hayat
/ twitter.com/kuarkatmaca

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer,
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun?
Etme!

Share

You may also like...

Leave a Reply